Klinik Hakkında
16 Temmuz 2024

Uzun süren kronikleşmiş ağrı şikâyetleri hayat kalitesini olumsuz yönde etkileyen, sosyal ve psikolojik problemleri de beraberinde getiren önemli bir sağlık sorunudur. Uzamış ve kronikleşmiş ağrı nedeniyle sıkıntı çeken hastalar, sağlık kuruluşlarında bulunan ağrı polikliniklerine ‌Algoloji başvurarak tedavi olabilirler. ‌Algoloji uzmanları, ağrı kaynağı olabilecek nedenleri çeşitli tanı yöntemleri kullanarak araştırıp ortaya koyan, bu alanda uzmanlaşmış ‌hekimlerdir. Ağrının nedeni teşhis edildikten sonra ağrı kaynağı, hastaya en uygun ilaçlarla ve girişimsel yöntemlerle tedavi edilir. Ağrı tedavileri, multidisipliner bir yaklaşımla ele alınıp koordine edilmektedir.

‌Algoloji nedir? 

‌Algoloji ya da ağrı bilimi, ağrının nedenlerini inceleyen ve kaynağını tanımlayarak tedavi etmeyi hedefleyen bir tıbbi disiplindir. ‌Algoloji daha çok kronik ağrılara yönelik uygulamalar yapar.

‌Algoloji Uzmanı kimdir? 

‌Algoloji uzmanı ya da ‌Algolog, ağrı bilimi üzerine eğitim almış uzman hekimlere denir. ‌Algoloji uzmanı olabilmek için 6 yıllık tıp eğitimini tamamlayan hekimlerin öncelikle nöroloji, fiziksel tıp ve rehabilitasyon ya da anesteziyoloji alanlarından birinde uzmanlık eğitimi almaları gerekir. Daha sonra bu hekimler 2 yıl daha ‌algoloji üzerine yan dal eğitimi alırlar.

‌Algoloji ve Ağrı Kliniği’nde Bakılan Hastalık Grupları:

BAŞ VE YÜZ AĞRILARI 

Baş ağrısı, en sık yaşanan şikâyetlerden biridir. Baş ve yüz ağrıları; ateşli enfeksiyonlar, sırt ağrısı ve baş dönmesi ile birlikte en sık doktora başvurma nedenlerindendir. Baş ve yüz ağrılarının sebeplerini teşhis etmek ve belirtileri tedavi etmek, tıbbi açıdan zordur. Çünkü Uluslararası Baş Ağrısı Topluluğu tarafından baş ağrısıyla ilgili 240 farklı neden tanımlanmıştır. En sık görülen kronik baş ve yüz ağrısı tipleri migren, gerilim tipi baş ağrısı, yüz nevraljisi (en sık olarak ‌trigeminal nevralji), omurga ile ilgili baş ağrısı şeklinde sıralanabilir.

BOYUN, OMUZ VE KOL AĞRILARI 

Boyun, omuz ve kol ağrıları sıklıkla boyun fıtığı ya da boyun düzleşmesi gibi omurga ile ilişkili rahatsızlıklardan kaynaklanır. Boyun fıtığında omurilik ya da kola giden sinirlere bası olması sonucunda ağrılar ortaya çıkabilir. Bu ağrıların tedavisinde öncelikle ilaçlar ve fizik tedavi yöntemleri kullanılır. Fakat bazen uygulanan tedavilere rağmen ağrının giderilmesi mümkün olmaz. Bu durumda ‌algoloji bölümünden yardım alınabilir.

SIRT VE GÖĞÜS AĞRILARI 

Sırt ağrısı toplumda sık rastlanılan bir şikâyettir. Çoğu insan için bu ağrı, ‌tolere edilebilir bir süre içerisinde dinlenme, fizyoterapi, tıbbi veya fiziksel tedaviler yoluyla kaybolur. Sırt ağrısı şikayeti olan hastaların çoğu, sadece kas ağrısından ‌muzdariptir. Fakat bazı hastalarda bağlar, omurga eklemleri, omurlar arasındaki diskler de işin içindedir. Bu durumda tedavisi zor kronik ağrılar görülebilir. Göğüs ağrıları, göğüs içi organ ağrılarının yansıması sonucu gelişebilir ve kalp, akciğer ya da ‌reflü kaynaklı olabilir. Kaslarından ya da kaburga sinirlerinin sıkışmasından kaynaklanan göğüs ağrıları da vardır.

KARIN VE KASIK AĞRILARI 

Karın ve kasık bölgesinde geleneksel tedavilere yanıt vermeyen ağrı nedenlerinden bazıları, sinirlerin karın kasları içine sıkışması, sırt ve bel ağrılarından kaynaklanan yansıma ağrıları, karın içi organ ağrıları olabilir.

BEL VE BACAK AĞRILARI 


Kronik bel ve bacak ağrıları en az altı ay boyunca sırt veya bacakta ağrı olması durumudur. Ağrı genellikle belde algılanır; ancak uyluk, baldır ve ayak gibi başka bölgelere yayılabilir. Kronik bel ve bacak ağrılarının en önemli kaynağı omurga ve omurilikle ilgili sorunlardır. Bunlar siyatik, bel fıtığı ve disk dejenerasyonu gibi sorunlar olabilir.

DAMAR TIKANIKLIĞINA BAĞLI AĞRILAR 

Vücuttaki organlara akciğerlerde temizlenen oksijen açısından zengin kanı taşıyan damarlara atardamar denir. Şeker hastalığı, damar sertliği, hipertansiyon, ‌hiperkolesterolemi gibi hastalıklar nedeniyle tıkanan atardamarlar, ilgili organlara yeterli kan götürülemez. Atardamar tıkanıklığına bağlı ağrılar, tıkalı damarların yeterince oksijenlenememesi sonucu ortaya çıkar. Örneğin kalp damarı tıkanırsa göğüs ağrısı, bacağa giden damar tıkanırsa bacak ağrısı görülür.

ŞEKER HASTALIĞINA BAĞLI ‌NÖROPATİK AĞRILAR

Diyabet sadece kan damarlarına zarar vermekle kalmaz, sinir liflerine de saldırır. Tüm diyabet hastalarının yaklaşık üçte birinde sık sık kan şekeri seviyelerinin yükselmesi nedeniyle sinir hasarı gelişir. Bu, şeker hastalığının en sık görülen sekellerinden biridir ve çeşitli şikâyetlere neden olur. Sinir hasarını iyileştirmek her zaman mümkün olmasa da gelişen ‌nöropatik (sinir kaynaklı) ağrıları büyük ölçüde ortadan kaldıran tedavi seçenekleri mevcuttur. ‌Nöropatik ağrılar oldukça şiddetli ağrılardır ve bazı durumlarda morfine dahi cevap vermeyebilir. Bu durumda girişimsel ağrı tedavi yöntemleri devreye girer.

KANSER AĞRILARI

Kanser ağrıları özellikle son dönem kanser hastaları için yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen çok önemli bir sağlık sorunudur. Bu nedenle, onkoloji ve ‌algoloji uzmanlarına önemli görevler düşer. Hedef; kötü huylu bir kanser durumunda, hastanın yaşam kalitesini mümkün olan en uzun süre iyi bir düzeyde tutmaktır. Bu hastalarda genellikle iyi kalitede bir ağrı kontrolü sadece morfin türevleriyle ‌(opioidler) mümkündür. ‌Opioidlerin uygun doz ve aralıklarla kullanımıyla ağrı kontrol altına alınabilir. Bu da alanında tecrübeli ‌algoloji ve onkoloji uzmanlarının yardımıyla mümkün olacaktır.

NEDENİ BİLİNMEYEN AĞRILAR

Kronik ve geçmeyen ağrı şikâyeti olan bazı hastalarda ağrının nedenini saptamak zor olabilir. Böyle durumlarda girişimsel yöntemler kullanarak ağrının hangi sinirlerden kaynaklandığını tespit etmek mümkündür. Görüntüleme yöntemleri eşliğinde olası sinir sistemi bölgesine ‌kateter yerleştirerek verilen ilaçlarla ağrı kaynağı saptanabilir.